KUVAYİ MİLLİYE ve ÜNİVERSİTEDEKİ EKSİKLİK..
Bir süredir sağlık kampında bulunduğum Balıkesir
Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde
gelen giden dostlarla düne, bugüne, yarına dair hasbihal
ediyoruz.
Bir anlamda dertleşiyoruz.
İyi
de oluyor.
Hem tedavi sürecime katkı sunuyor hem de
zihnime reset atıyor bu sohbetler.
Bazen konuşmaktan
nefesim kesiliyor, sesim kısılıyor ama düşüncelerim
berraklaşıyor.
Bu süreç bana Balıkesir
Üniversitesi’nin şehir için ne denli büyük bir değer olduğunu
bir kez daha hatırlattı. Aynı zamanda bazı aksayan yönleri de
görmeme vesile oldu.
★
Geçen gün önceki dönem vekillerimizden Adil
Çelik ziyaretime geldi. Uzun yıllara dayanan bir
dostluğumuz var. Efsane başkan Sabri Uğur'la
ilgili bir çok anımız, kaybedilen seçimlere dair ortak
tespitlerimiz var.
Çelik, Balıkesir sevdalısı bir isim.
AK
Parti il başkanlığı ve milletvekilliği döneminde canla
başla çalıştığına yakından şahitlik ettim. Balıkesir’de
başı sıkışanın kapısını çaldığı vekillerin başında
gelirdi.
İstanbul’un üç katı büyüklüğündeki
Balıkesir coğrafyasını karış karış bilen, öncelikli
sorunlarını tanıyan bir siyasetçiydi.
Söz konusu
Balıkesir olunca, üzerine vazife olmayan işlere dahi
burnunu sokardı. Belki de bu yüzden yeni
dönemde liste dışı bırakıldı.
Bana göre onu
ayrıcalıklı yapan şu;
Milletvekilliği bittikten sonra
Balıkesir’i terk etmeyen ender siyasetçilerden biri
oldu. Yani “harç bitti, yapı paydos”
diyenlerden olup şehre sırtını dönmedi!
★
Sahi,
ne vekiller gördü bu şehir…
Seçilmeden önce kimsenin
tanımadığı, seçildikten sonra şehrin yolunu unutanlar…
Beş yıl boyunca ulaşılamayanlar…
Ulaşıldığında da
başından savanlar…
Galiba Balıkesir’in kronik sorunlarından biri
de bu. Vekiller şehirle yeterince dertlenmiyor, bugünü ve yarını
için ortak projeler üretemiyor. Her şey “mış gibi”
yapılıyor.
Oysa bize Balıkesir’le dertlenen,
mevzubahis Balıkesir olduğunda rozetini bir kenara bırakabilen,
gerektiğinde üzerine vazife olmayan işlere de el atan isimler
lazım.
★
Balıkesir Havalimanı’nda
yarın uçak inecekmiş gibi personel istihdam edilmesinden rahatsız
olan vekillerimiz varken, her fırsatta “Kuvayi Milliye
Şehri”, “Kuvayi Milliye’nin Başkenti” diye
başlayan methiyeler dizilmesi size de garip gelmiyor mu?
Üstelik
bu söylemleri slogandan öteye taşıyamadığımız artık açık
değil mi?
Trabzon’a 101 yıl sonra İstiklal
Madalyası verilişini hep birlikte, ağzımız açık izlemedik
mi?
Oysa Balıkesir’e İstiklal Madalyası
verilmesi, 2002 yılında 22. Dönem TBMM’nin ilk kanun
teklifiydi. Altında dönemin 8 Balıkesir milletvekilinin imzası
vardı. Takipçisi olamadık.
O günden bugüne
hep “Kuvayi Milliye’nin başşehri” dedik, ama
bu iddiayı bilimsel verilerle güçlendiremedik.
★
Balıkesir'in
yaşayan kültür hazinesi Aydın Ayhan hocamızın
eserleri bize rehber oldu; ancak Balıkesir Üniversitesi’ni
bu sürecin içine dahil edemedik.
Bilim olmayınca olmuyor
bazı işler.
Üniversite şehirden, şehir üniversiteden
uzaklaştı.
Adil Çelik anlattı, ben
anlattım. Kimi zaman o savunmaya geçti, kimi zaman ben. Sohbetin
bir yerinde ben siyasileri eleştirdim; bir yerinde o dönüp, “Basın
olarak siz de şehre dair sorumluluğunuzu ne kadar yerine
getirdiniz?” dedi. İşte o an susmak düştü
payıma.
★
Gelelim sohbetimizin ana meselesine…
Balıkesir Üniversitesi bünyesinde botanik
bahçesinden deney hayvanlarına, yöresel kültürden depreme,
fizyoterapiden jeoparka, kadından manevi psikolojiye kadar 26 farklı
araştırma merkezi var.
Sürekli gelişen, büyüyen ve şehre
değer katan bir üniversitemiz var.
Her gelen yönetim bir
merkez açmış.
Ama en önemlisi unutulmuş.
Belki
slogandan öteye geçilemedi.
Belki gelen giden yönetimler
şehre yeterince yakın değildi.
Belki de şehirden böyle
bir talep gelmedi.
Sebebi her neyse, soruyu buradan
soralım:
Kuvayi Milliye’nin başkenti denilen bir
şehrin üniversitesinde neden Kuvayi Milliye Araştırma Merkezi
yok?
Susurluklu Leblebici Raşit Efendi’nin,
“Ne mandası efendiler, manda bizim Susurluk Çayı’nda çok.
Bu işi halledecek delikli demirdir” sözünün anlamını
gelecek kuşaklara aktaracak; bastıkları gazeteleri saman balyaları
arasında cephelere ulaştıran Mustafa Necati’leri,
Hasan Basri Çantay’ları anlatacak bir merkez
neden yok?
Yokluk yıllarında kendi düzenli ordusunu kurarak
devletleşen Karesi’nin Kuvayi Milliye ruhunu yaşatacak,
Balıkesir’e verilmesi gereken ama bir türlü verilmeyen İstiklal
Madalyası’nın altyapısını bilimsel verilerle ortaya koyacak
Balıkesir Kuvayi Milliyesi Araştırma Merkezi, bu üniversitede
neden hâlâ yok?
Otuz dört yıldır neden yok?
Bu
sorunun cevabını sadece ben değil, Kuvayi Milliye’nin
başkenti ya da başşehri olduğunu söyleyen herkes merak
ediyordur.
Şehrin bir sakini olarak, çalışmalarını
ilgiyle ve takdirle izlediğimiz Balıkesir Üniversitesi Rektörü
Prof. Dr. Yücel Oğurlu’ya bu soruyu saygıyla
arz ediyor, ilgisine ve bilgisine sunuyorum.
Selametle…
19 Ocak 2026 Balıkesir